ÖZELLİKLER
Kullanıcı Adı:
hounddog
Kullanıcı Grubu:
Forum Üyesi
Geri Bildirimleri:
Aldığı Beğeni:
57
Hesap Durumu:
Aktif
Durumu:
Çevrim Dışı
Üyelik Tarihi:
29 Şubat 2024 14:19
Son Ziyaret:
30 Temmuz 2026 15:47
Toplam Mesaj:
13 [0.01 Gün Ortalaması]
Paylaşım Sayisı:
3 (Son 6 Ay)
İlan Sayisı:
BİLGİLER
Ad Soyad:
Ali Tuncer
Doğum Tarihi:
Girilmedi
Yaş:
Bilinmiyor
İl:
Izmir
Meslek:
Özel Mesaj:
Sohbet Talebi:
Üye Favorile:
Sosyal Medya:
İMZA
Ali Tuncer
SON 10 MESAJI
Yeni Aldığım Balıklar Teker Teker Ölüyor
Çoğu zaman tabanı sadece kum zannediyoruz ama aslında yıllarca çalışan bir akvaryumun tabanı başlı başına yaşayan bir ekosistem.
İçinde yalnızca nitrifikasyon bakterileri yok. Sayısız protozoa, nematod, rotifer, ostrakod, kopepod, çeşitli mantarlar, bakteriler ve gözle göremediğimiz daha birçok mikroorganizma birlikte yaşıyor. Üstelik bunlar sadece yan yana bulunmuyor; birbirlerini avlıyor, birbirlerinin popülasyonunu baskılıyor ve sürekli bir denge oluşturuyorlar.
Doğada da bunun adı aslında biyolojik denge.
Bir tür kontrolden çıkmaya başladığında onu tüketen başka türler devreye giriyor. Bu yüzden tek bir mikroorganizmanın baskın hale gelmesi kolay olmuyor.
Siz ise yıllardır oturmuş olan bu tabanı tamamen kaldırıp sıfır kum koymuşsunuz.
Yani sadece kumu değiştirmediniz; o mikroskobik yaşam ağını da büyük ölçüde sıfırlamış oldunuz.
Bundan sonra akvaryum yeniden kolonileşmeye başlıyor. Ancak bu süreçte her mikroorganizma aynı hızda çoğalmıyor. Bazıları çok hızlı çoğalırken onları baskılayan diğer canlılar henüz yeterli sayıya ulaşamıyor.
Mikrobiyolojide buna bazen "ilk kolonileşme avantajı" (founder effect) denilen bir durum da eşlik edebilir. Boş kalan ortamı ilk ele geçiren organizmalar bir süre baskın hale gelebilir. Aeromonas, Pseudomonas ve benzeri bakteriler normalde birçok akvaryumda zaten bulunurlar. Sorun onların varlığı değil, denge bozulduğunda baskın hale gelebilmeleridir.
Eski balıkların büyük ölçüde etkilenmemesi de bunu düşündürüyor. Çünkü onlar o akvaryumun mikrobiyal ortamına uzun zamandır adapteydiler. Yeni gelen balıklar ise hem nakliye stresi yaşadı hem de biyolojik dengesi yeniden oluşan bir ortama girdi.
Bence burada asıl ders şu:
Bir akvaryumun en değerli kısmı bazen filtre bile değil, yıllar içinde oluşmuş ve gözle göremediğimiz o mikroskobik yaşam ağıdır.
Biz genelde sadece balıkları ve bitkileri görüyoruz ama akvaryumu ayakta tutan görünmeyen canlılar çoğu zaman gördüklerimizden çok daha fazladır.
Çoğu zaman tabanı sadece kum zannediyoruz ama aslında yıllarca çalışan bir akvaryumun tabanı başlı başına yaşayan bir ekosistem.
İçinde yalnızca nitrifikasyon bakterileri yok. Sayısız protozoa, nematod, rotifer, ostrakod, kopepod, çeşitli mantarlar, bakteriler ve gözle göremediğimiz daha birçok mikroorganizma birlikte yaşıyor. Üstelik bunlar sadece yan yana bulunmuyor; birbirlerini avlıyor, birbirlerinin popülasyonunu baskılıyor ve sürekli bir denge oluşturuyorlar.
Doğada da bunun adı aslında biyolojik denge.
Bir tür kontrolden çıkmaya başladığında onu tüketen başka türler devreye giriyor. Bu yüzden tek bir mikroorganizmanın baskın hale gelmesi kolay olmuyor.
Siz ise yıllardır oturmuş olan bu tabanı tamamen kaldırıp sıfır kum koymuşsunuz.
Yani sadece kumu değiştirmediniz; o mikroskobik yaşam ağını da büyük ölçüde sıfırlamış oldunuz.
Bundan sonra akvaryum yeniden kolonileşmeye başlıyor. Ancak bu süreçte her mikroorganizma aynı hızda çoğalmıyor. Bazıları çok hızlı çoğalırken onları baskılayan diğer canlılar henüz yeterli sayıya ulaşamıyor.
Mikrobiyolojide buna bazen "ilk kolonileşme avantajı" (founder effect) denilen bir durum da eşlik edebilir. Boş kalan ortamı ilk ele geçiren organizmalar bir süre baskın hale gelebilir. Aeromonas, Pseudomonas ve benzeri bakteriler normalde birçok akvaryumda zaten bulunurlar. Sorun onların varlığı değil, denge bozulduğunda baskın hale gelebilmeleridir.
Eski balıkların büyük ölçüde etkilenmemesi de bunu düşündürüyor. Çünkü onlar o akvaryumun mikrobiyal ortamına uzun zamandır adapteydiler. Yeni gelen balıklar ise hem nakliye stresi yaşadı hem de biyolojik dengesi yeniden oluşan bir ortama girdi.
Bence burada asıl ders şu:
Bir akvaryumun en değerli kısmı bazen filtre bile değil, yıllar içinde oluşmuş ve gözle göremediğimiz o mikroskobik yaşam ağıdır.
Biz genelde sadece balıkları ve bitkileri görüyoruz ama akvaryumu ayakta tutan görünmeyen canlılar çoğu zaman gördüklerimizden çok daha fazladır.
Father Fish Yöntemiyle 50x30x30
Ölçüm yapılmasının faydalı olduğu konusunda zaten bir itirazım yok. pH, KH, GH, amonyak, nitrit ve nitrat ölçümleri elbette sistem hakkında bilgi verir.
Fakat burada dikkat edilmesi gereken başka bir konu var:
Bir sistemin çalışıp çalışmadığını yalnızca test kitleriyle de anlayamayız.
Çünkü akvaryumdaki canlılar ve bitkiler de aslında sürekli ölçüm yapan biyolojik sensörlerdir.
Örneğin elimde iki akvaryum olduğunu düşünelim.
Birinde test sonuçları mükemmel görünüyor ama canlılar sürekli stres altında, üremiyor ve popülasyon artmıyor.
Diğerinde ise iki buçuk yıldır devam eden bir karides kolonisi var, sayılar katlanmış, salyangozlar çoğalmış, ostrakodlar çoğalmış, bitkiler büyümüş ve sistem çökmeden devam etmiş.
Hangisinin daha başarılı olduğu konusunda yalnızca test sonuçlarına bakarak karar vermek zor.
Üstelik üreme, özellikle de karideslerde, düşündüğümüz kadar önemsiz bir gösterge değil. Birkaç ay değil, iki buçuk yıl boyunca devam eden ve nüfusu onlarca kat artıran bir koloniden bahsediyoruz.
Kabuk değişimi örneği de ilginç.
Eğer gerçekten kabuk değişimlerinde ciddi başarısızlık yaşansaydı, bunun bir noktada nüfus yapısına yansımasını beklerdik. Çünkü başarısız kabuk değişimi karides ölümlerinin en yaygın nedenlerinden biridir.
Yani yüzde 90 yerine yüzde 50 başarı oranı gibi bir durum uzun vadede görünmez kalamazdı.
Bununla birlikte pH konusunda da farklı bir bakış açısı olabilir.
Forumlarda bazen pH 7 sanki evrensel ideal değer gibi konuşuluyor. Oysa doğada böyle bir durum yok.
Amazon havzasındaki birçok bölgede pH 5-6 arasındadır.
Bazı göllerde 8'in üzerindedir.
Karides türlerinin bir kısmı hafif asidik sularda gayet başarılı yaşar.
Dolayısıyla tek başına "pH düştü" ifadesi sistemin başarısız olduğu anlamına gelmez.
Asıl soru şudur:
Düşen pH canlıların sağlığını bozuyor mu?
Benim ilgimi çeken nokta biraz da burada.
İki buçuk yıldır çalışan bir sistem var.
İki buçuk yılda yalnızca dört küçük su değişimi yapılmış.
Filtre fiilen kullanılmıyor.
Yosun patlaması yaşanmamış.
Karides nüfusu başlangıcın çok üzerine çıkmış.
Salyangozlar, ostrakodlar, hidralar ve diğer mikro canlılar yaşamaya devam ediyor.
Bitkiler büyüyor.
Bu durumda benim ilk refleksim "bu sistem neden hâlâ çalışıyor?" sorusunu sormak olur.
Çünkü bazen hobicilikte ölçemediğimiz şeyleri küçümsüyor, ölçebildiğimiz şeyleri ise fazla büyütüyoruz.
Termometre bize ateşi söyler.
Ama hastanın yürüyüp yürüyemediğini, iştahını, enerjisini ve genel durumunu söylemez.
Akvaryumlarda da test kitleri çok değerlidir; ancak iki buçuk yıllık biyolojik sonuçlar da en az onlar kadar değerlidir.
Belki de en doğrusu, test sonuçları ile biyolojik gözlemleri birbirine rakip görmek yerine birbirini tamamlayan iki veri kaynağı olarak değerlendirmektir.[IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/243134/220620261002051.jpg[/IMG][IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/243134/220620261002091.jpg[/IMG][IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/243134/220620261002131.jpg[/IMG][IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/243134/220620261002161.jpg[/IMG]
Ölçüm yapılmasının faydalı olduğu konusunda zaten bir itirazım yok. pH, KH, GH, amonyak, nitrit ve nitrat ölçümleri elbette sistem hakkında bilgi verir.
Fakat burada dikkat edilmesi gereken başka bir konu var:
Bir sistemin çalışıp çalışmadığını yalnızca test kitleriyle de anlayamayız.
Çünkü akvaryumdaki canlılar ve bitkiler de aslında sürekli ölçüm yapan biyolojik sensörlerdir.
Örneğin elimde iki akvaryum olduğunu düşünelim.
Birinde test sonuçları mükemmel görünüyor ama canlılar sürekli stres altında, üremiyor ve popülasyon artmıyor.
Diğerinde ise iki buçuk yıldır devam eden bir karides kolonisi var, sayılar katlanmış, salyangozlar çoğalmış, ostrakodlar çoğalmış, bitkiler büyümüş ve sistem çökmeden devam etmiş.
Hangisinin daha başarılı olduğu konusunda yalnızca test sonuçlarına bakarak karar vermek zor.
Üstelik üreme, özellikle de karideslerde, düşündüğümüz kadar önemsiz bir gösterge değil. Birkaç ay değil, iki buçuk yıl boyunca devam eden ve nüfusu onlarca kat artıran bir koloniden bahsediyoruz.
Kabuk değişimi örneği de ilginç.
Eğer gerçekten kabuk değişimlerinde ciddi başarısızlık yaşansaydı, bunun bir noktada nüfus yapısına yansımasını beklerdik. Çünkü başarısız kabuk değişimi karides ölümlerinin en yaygın nedenlerinden biridir.
Yani yüzde 90 yerine yüzde 50 başarı oranı gibi bir durum uzun vadede görünmez kalamazdı.
Bununla birlikte pH konusunda da farklı bir bakış açısı olabilir.
Forumlarda bazen pH 7 sanki evrensel ideal değer gibi konuşuluyor. Oysa doğada böyle bir durum yok.
Amazon havzasındaki birçok bölgede pH 5-6 arasındadır.
Bazı göllerde 8'in üzerindedir.
Karides türlerinin bir kısmı hafif asidik sularda gayet başarılı yaşar.
Dolayısıyla tek başına "pH düştü" ifadesi sistemin başarısız olduğu anlamına gelmez.
Asıl soru şudur:
Düşen pH canlıların sağlığını bozuyor mu?
Benim ilgimi çeken nokta biraz da burada.
İki buçuk yıldır çalışan bir sistem var.
İki buçuk yılda yalnızca dört küçük su değişimi yapılmış.
Filtre fiilen kullanılmıyor.
Yosun patlaması yaşanmamış.
Karides nüfusu başlangıcın çok üzerine çıkmış.
Salyangozlar, ostrakodlar, hidralar ve diğer mikro canlılar yaşamaya devam ediyor.
Bitkiler büyüyor.
Bu durumda benim ilk refleksim "bu sistem neden hâlâ çalışıyor?" sorusunu sormak olur.
Çünkü bazen hobicilikte ölçemediğimiz şeyleri küçümsüyor, ölçebildiğimiz şeyleri ise fazla büyütüyoruz.
Termometre bize ateşi söyler.
Ama hastanın yürüyüp yürüyemediğini, iştahını, enerjisini ve genel durumunu söylemez.
Akvaryumlarda da test kitleri çok değerlidir; ancak iki buçuk yıllık biyolojik sonuçlar da en az onlar kadar değerlidir.
Belki de en doğrusu, test sonuçları ile biyolojik gözlemleri birbirine rakip görmek yerine birbirini tamamlayan iki veri kaynağı olarak değerlendirmektir.[IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/243134/220620261002051.jpg[/IMG][IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/243134/220620261002091.jpg[/IMG][IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/243134/220620261002131.jpg[/IMG][IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/243134/220620261002161.jpg[/IMG]
Father Fish Yöntemiyle 50x30x30
Uzun zamandır foruma girmemiştim, bir girdim ortalık “ekosistem felsefesi 2.0” olmuş :) Konu bir akvaryumdan çıkıp neredeyse doğa tanımına, hobi etiğine ve insan emeğinin felsefesine evrilmiş.
Aslında başta konuşulan şey oldukça netti: düşük müdahaleli, su değişimi minimuma indirilmiş ve uzun süre stabil kalabilen bir akvaryum sistemi. Ama yorumlar ilerledikçe konu “bu tembellik mi?”, “bu hobi mi?”, “doğa böyle mi çalışır?” gibi çok daha genel bir tartışmaya dönmüş.
Burada gözden kaçan temel nokta şu: ortada iki yıldan fazla süredir devam eden somut bir sistem var.
6-7 karidestten 100+ bireye çıkan bir koloni
Sayısız Physella acuta ve ostrakod popülasyonu
Hidra ve mikro solucan gözlemleri
Bitkilerin (su mercimeği, tilki kuyruğu, anubias vb.) istikrarlı varlığı
Yosun probleminin hiç yaşanmamış olması
Filtrenin fiilen devreden çıkmasına rağmen sistemin çökmeden devam etmesi
Çok sınırlı su değişimi ve minimum müdahale ile devam eden bir döngü
Yani tartışılan şey teorik bir ihtimal değil, pratikte çalışan bir düzen.
En çok takıldığım noktalardan biri “bu tembelliktir” yaklaşımı oldu. Bu biraz bakış açısına bağlı. Çünkü aynı mantığı günlük hayata uygularsak ilginç yerlere gidiyoruz:
Çamaşır makinesi kullanan biri tembel mi?
Bulaşık makinesi kullanan biri emekten kaçıyor mu?
Robot süpürge kullanan kişi evi temizlemediği için sorumluluktan mı kaçıyor?
Aslında bunların hiçbiri tembellik değil; bir işi farklı bir yöntemle, daha az tekrar eden insan gücüyle çözmek.
Hatta mühendislik ve otomasyonun temel mantığı da bu zaten. Bir sistemi sürekli müdahale ile ayakta tutmak yerine, doğru parametreleri kurup kendi kendine çalışmasını sağlamak.
Akvaryum özelinde de benzer bir durum var. Burada yapılan şey “hiçbir şey yapmamak” değil; tam tersine sistemin döngüsünü anlayıp, dış müdahaleyi azaltacak şekilde bir denge kurmak.
Bir de şu nokta var: doğada da müdahale vardır deniyor ve bu doğru. Yağmur, kuraklık, besin girişi, popülasyon değişimleri… Ama bunlar sistemin kendi iç dinamikleridir. Akvaryumda yapılan su değişimi ise çoğunlukla dışarıdan manuel bir reset etkisi yaratır. Bu iki şey birebir aynı kategoride değil.
Ölçüm konusu da benzer. Test kitleri önemli bir araçtır ama hobi pratiğinde çoğu kişi sistemi sadece testlerle değil; canlı davranışı, üreme, bitki gelişimi ve genel denge üzerinden okur. Bu da hobinin bir başka gerçekliği.
Buradaki en güçlü eleştirilerden biri “canlılar yaşıyor olabilir ama optimum şartlar olmayabilir” argümanı. Bu teorik olarak doğru bir ihtimal. Ancak iki yıl boyunca nesil döndüren, nüfusu artan ve stabil kalan bir sistemde ciddi bir uyumsuzluk varsa bunun genelde davranış, ölüm oranı veya popülasyon çöküşü olarak bir karşılığı olur. Burada ise şehir suyu kaynaklı geçici bir düşüş dışında tam tersi bir tablo var.
Sonuçta tartışma biraz teoriden pratiğe dönmüş durumda.
Belki de asıl soru şu:
Bu sistem “olmaz” denmesine rağmen iki buçuk yıldır çalışıyorsa, bunu reddetmek yerine “nasıl çalışıyor?” diye bakmak daha öğretici olmaz mı?
Uzun zamandır foruma girmemiştim, bir girdim ortalık “ekosistem felsefesi 2.0” olmuş :) Konu bir akvaryumdan çıkıp neredeyse doğa tanımına, hobi etiğine ve insan emeğinin felsefesine evrilmiş.
Aslında başta konuşulan şey oldukça netti: düşük müdahaleli, su değişimi minimuma indirilmiş ve uzun süre stabil kalabilen bir akvaryum sistemi. Ama yorumlar ilerledikçe konu “bu tembellik mi?”, “bu hobi mi?”, “doğa böyle mi çalışır?” gibi çok daha genel bir tartışmaya dönmüş.
Burada gözden kaçan temel nokta şu: ortada iki yıldan fazla süredir devam eden somut bir sistem var.
6-7 karidestten 100+ bireye çıkan bir koloni
Sayısız Physella acuta ve ostrakod popülasyonu
Hidra ve mikro solucan gözlemleri
Bitkilerin (su mercimeği, tilki kuyruğu, anubias vb.) istikrarlı varlığı
Yosun probleminin hiç yaşanmamış olması
Filtrenin fiilen devreden çıkmasına rağmen sistemin çökmeden devam etmesi
Çok sınırlı su değişimi ve minimum müdahale ile devam eden bir döngü
Yani tartışılan şey teorik bir ihtimal değil, pratikte çalışan bir düzen.
En çok takıldığım noktalardan biri “bu tembelliktir” yaklaşımı oldu. Bu biraz bakış açısına bağlı. Çünkü aynı mantığı günlük hayata uygularsak ilginç yerlere gidiyoruz:
Çamaşır makinesi kullanan biri tembel mi?
Bulaşık makinesi kullanan biri emekten kaçıyor mu?
Robot süpürge kullanan kişi evi temizlemediği için sorumluluktan mı kaçıyor?
Aslında bunların hiçbiri tembellik değil; bir işi farklı bir yöntemle, daha az tekrar eden insan gücüyle çözmek.
Hatta mühendislik ve otomasyonun temel mantığı da bu zaten. Bir sistemi sürekli müdahale ile ayakta tutmak yerine, doğru parametreleri kurup kendi kendine çalışmasını sağlamak.
Akvaryum özelinde de benzer bir durum var. Burada yapılan şey “hiçbir şey yapmamak” değil; tam tersine sistemin döngüsünü anlayıp, dış müdahaleyi azaltacak şekilde bir denge kurmak.
Bir de şu nokta var: doğada da müdahale vardır deniyor ve bu doğru. Yağmur, kuraklık, besin girişi, popülasyon değişimleri… Ama bunlar sistemin kendi iç dinamikleridir. Akvaryumda yapılan su değişimi ise çoğunlukla dışarıdan manuel bir reset etkisi yaratır. Bu iki şey birebir aynı kategoride değil.
Ölçüm konusu da benzer. Test kitleri önemli bir araçtır ama hobi pratiğinde çoğu kişi sistemi sadece testlerle değil; canlı davranışı, üreme, bitki gelişimi ve genel denge üzerinden okur. Bu da hobinin bir başka gerçekliği.
Buradaki en güçlü eleştirilerden biri “canlılar yaşıyor olabilir ama optimum şartlar olmayabilir” argümanı. Bu teorik olarak doğru bir ihtimal. Ancak iki yıl boyunca nesil döndüren, nüfusu artan ve stabil kalan bir sistemde ciddi bir uyumsuzluk varsa bunun genelde davranış, ölüm oranı veya popülasyon çöküşü olarak bir karşılığı olur. Burada ise şehir suyu kaynaklı geçici bir düşüş dışında tam tersi bir tablo var.
Sonuçta tartışma biraz teoriden pratiğe dönmüş durumda.
Belki de asıl soru şu:
Bu sistem “olmaz” denmesine rağmen iki buçuk yıldır çalışıyorsa, bunu reddetmek yerine “nasıl çalışıyor?” diye bakmak daha öğretici olmaz mı?
Father Fish Yöntemiyle 50x30x30
[B]2 Yıllık Akvaryum Güncellemesi: Neredeyse Sıfır Bakımla Süren Bir Ekosistem[/B][U][/U]
İkinci yıla girildiğinde sistem artık deneysel bir kurulum olmaktan çıkıp, kendi ritmini bulan oturmuş bir ekosisteme dönüştü. 2025 yılı boyunca yalnızca iki kez su değişimi yapıldı; Temmuz ve Aralık aylarında, her biri yaklaşık %15–20 oranında. Bunun dışında planlı veya rutin hiçbir su değişimi uygulanmadı.
Yaz aylarında, özellikle Ağustos civarında hava sıcaklıklarının 40 dereceye yaklaşmasıyla birlikte şehir suyunun kalitesinde belirgin bir düşüş yaşandı. Bu dönemde karides sayısı yaklaşık 100 civarından 25 seviyelerine kadar geriledi. Bu noktada yapılan sınırlı bir müdahale ile küçük bir su değişimi gerçekleştirildi ve şehir suyu yerine marketten temin edilen hazır su kullanıldı. Sonuç oldukça netti: Sistem toparlandı. Şubat ayı itibarıyla karides popülasyonu yeniden 100’ün üzerine çıktı ve iki yıllık koloni kesintisiz şekilde yaşamını sürdürmeye devam ediyor.
Bu iki yıl boyunca herhangi bir kimyasal, bakteri kültürü ya da gübreleme kesinlikle kullanılmadı. Yemleme duruma göre haftada 1 ile 3 kez arasında değişti. Bitkisel biyokütle kontrolü ise son derece sınırlıydı: Bir yıl içinde 5–6 kez su mercimeği toplandı, yalnızca bir kez de tılkı kuyruğu seyreltildi. Bunun dışında dip çekimi yapılmadı, yosun temizliği hiç yapılmadı — çünkü zaten yosun oluşmadı.
Buharlaşan suyun tamamı saf su ile tamamlandı. Hedeflenen nokta oldukça net: Su değişimini tamamen ortadan kaldırmak ya da yılda en fazla 1 kezle sınırlamak. Bugüne kadar bakıldığında, iki yıl boyunca toplamda yalnızca dört kez, o da %20’yi geçmeyecek şekilde su değişimi yapılmış oldu. Şehir suyunun kalitesi bozulmamış olsaydı, muhtemelen bu sayı daha da az olacaktı.
Bu süreçte farklı bir deneme olarak, kum üstü bitkilendirme (tabana köklenen bitkiler) denemesi de yapıldı. Yaklaşık iki aydır akvaryumda bulunan iki tür Cryptocoryne gelişim göstermedi; ancak dikkat çekici olan, çürüyüp yok da olmamaları. Sistem içinde adeta "beklemede" kalmış durumdalar.
Mevcut canlı listesi şu şekilde:
* Yaklaşık 120 karides
* Sayısız Physella acuta
* Sayısız ostrakod kolonisi
* Zaman zaman görülen hydralar
* Ara sıra gözlemlenen küçük solucanımsı canlılar
Ekosistem içi ilişkiler oldukça net şekilde gözlemlenebiliyor. Örneğin hydraların ostrakodları avladığı açıkça görülüyor. Bu, sistemin yalnızca "yaşıyor" değil, aktif olarak işlediğini gösteren önemli bir detay.
Bitkisel yapı ise şu anda su mercimeği, tılkı kuyruğu, anubias ve deneme aşamasındaki iki Cryptocoryne türünden oluşuyor. Filtre teknik olarak tankta mevcut olsa da çalıştırılmıyor; yalnızca süngeri, bakteri yüzeyi olarak içeride duruyor. Havalandırma için hava taşı kullanılmıyor, doğrudan hortumla verilen hava sayesinde yüzey dalgalanması sağlanıyor. Isıtıcı ise sabit olarak 27,5 °C’ye ayarlı.
Ortaya çıkan tablo oldukça sade: Neredeyse sıfır bakımla iki yılını doldurmuş, dönemsel dalgalanmalar yaşasa da kendi kendini toparlayabilen bir ekosistem. Canlı sayılarındaki düşüş bile sistemin kırılganlığından değil, dış girdilerin (şehir suyu kalitesi gibi) değişiminden kaynaklandı ve minimal müdahaleyle çözüldü.
İkinci yılın sonunda gelinen nokta şunu net biçimde gösteriyor: Doğru biyokütle, az yemleme ve sabır bir araya geldiğinde, bir akvaryum uzun vadede insan müdahalesine minimum düzeyde ihtiyaç duyabiliyor. Bu sistem artık sadece “çalışıyor” değil; istikrarlı bir şekilde yaşam üretmeye devam ediyor.[IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/243134/020220261621221.jpg[/IMG][IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/243134/020220261621241.jpg[/IMG][IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/243134/020220261621261.jpg[/IMG]
[B]2 Yıllık Akvaryum Güncellemesi: Neredeyse Sıfır Bakımla Süren Bir Ekosistem[/B][U][/U]
İkinci yıla girildiğinde sistem artık deneysel bir kurulum olmaktan çıkıp, kendi ritmini bulan oturmuş bir ekosisteme dönüştü. 2025 yılı boyunca yalnızca iki kez su değişimi yapıldı; Temmuz ve Aralık aylarında, her biri yaklaşık %15–20 oranında. Bunun dışında planlı veya rutin hiçbir su değişimi uygulanmadı.
Yaz aylarında, özellikle Ağustos civarında hava sıcaklıklarının 40 dereceye yaklaşmasıyla birlikte şehir suyunun kalitesinde belirgin bir düşüş yaşandı. Bu dönemde karides sayısı yaklaşık 100 civarından 25 seviyelerine kadar geriledi. Bu noktada yapılan sınırlı bir müdahale ile küçük bir su değişimi gerçekleştirildi ve şehir suyu yerine marketten temin edilen hazır su kullanıldı. Sonuç oldukça netti: Sistem toparlandı. Şubat ayı itibarıyla karides popülasyonu yeniden 100’ün üzerine çıktı ve iki yıllık koloni kesintisiz şekilde yaşamını sürdürmeye devam ediyor.
Bu iki yıl boyunca herhangi bir kimyasal, bakteri kültürü ya da gübreleme kesinlikle kullanılmadı. Yemleme duruma göre haftada 1 ile 3 kez arasında değişti. Bitkisel biyokütle kontrolü ise son derece sınırlıydı: Bir yıl içinde 5–6 kez su mercimeği toplandı, yalnızca bir kez de tılkı kuyruğu seyreltildi. Bunun dışında dip çekimi yapılmadı, yosun temizliği hiç yapılmadı — çünkü zaten yosun oluşmadı.
Buharlaşan suyun tamamı saf su ile tamamlandı. Hedeflenen nokta oldukça net: Su değişimini tamamen ortadan kaldırmak ya da yılda en fazla 1 kezle sınırlamak. Bugüne kadar bakıldığında, iki yıl boyunca toplamda yalnızca dört kez, o da %20’yi geçmeyecek şekilde su değişimi yapılmış oldu. Şehir suyunun kalitesi bozulmamış olsaydı, muhtemelen bu sayı daha da az olacaktı.
Bu süreçte farklı bir deneme olarak, kum üstü bitkilendirme (tabana köklenen bitkiler) denemesi de yapıldı. Yaklaşık iki aydır akvaryumda bulunan iki tür Cryptocoryne gelişim göstermedi; ancak dikkat çekici olan, çürüyüp yok da olmamaları. Sistem içinde adeta "beklemede" kalmış durumdalar.
Mevcut canlı listesi şu şekilde:
* Yaklaşık 120 karides
* Sayısız Physella acuta
* Sayısız ostrakod kolonisi
* Zaman zaman görülen hydralar
* Ara sıra gözlemlenen küçük solucanımsı canlılar
Ekosistem içi ilişkiler oldukça net şekilde gözlemlenebiliyor. Örneğin hydraların ostrakodları avladığı açıkça görülüyor. Bu, sistemin yalnızca "yaşıyor" değil, aktif olarak işlediğini gösteren önemli bir detay.
Bitkisel yapı ise şu anda su mercimeği, tılkı kuyruğu, anubias ve deneme aşamasındaki iki Cryptocoryne türünden oluşuyor. Filtre teknik olarak tankta mevcut olsa da çalıştırılmıyor; yalnızca süngeri, bakteri yüzeyi olarak içeride duruyor. Havalandırma için hava taşı kullanılmıyor, doğrudan hortumla verilen hava sayesinde yüzey dalgalanması sağlanıyor. Isıtıcı ise sabit olarak 27,5 °C’ye ayarlı.
Ortaya çıkan tablo oldukça sade: Neredeyse sıfır bakımla iki yılını doldurmuş, dönemsel dalgalanmalar yaşasa da kendi kendini toparlayabilen bir ekosistem. Canlı sayılarındaki düşüş bile sistemin kırılganlığından değil, dış girdilerin (şehir suyu kalitesi gibi) değişiminden kaynaklandı ve minimal müdahaleyle çözüldü.
İkinci yılın sonunda gelinen nokta şunu net biçimde gösteriyor: Doğru biyokütle, az yemleme ve sabır bir araya geldiğinde, bir akvaryum uzun vadede insan müdahalesine minimum düzeyde ihtiyaç duyabiliyor. Bu sistem artık sadece “çalışıyor” değil; istikrarlı bir şekilde yaşam üretmeye devam ediyor.[IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/243134/020220261621221.jpg[/IMG][IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/243134/020220261621241.jpg[/IMG][IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/243134/020220261621261.jpg[/IMG]
Father Fish Yöntemiyle 50x30x30
[IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/243134/170220251511401.jpg[/IMG]
1 Yıllık Akvaryum Güncellemesi: Filtre Yok, Bakım Minimum, Yaşam Maksimum
Başlangıçta sadece 6-7 kiraz karidesiyle başlayan akvaryumum, 1 yıl içinde 100'den fazla bireye ulaşan bir karides topluluğuna dönüştü. Bunun yanı sıra, bladder snail, sayısız ostrakot kolonisi, ara sıra görülen hydralar ve planarya benzeri solucanımsı canlılar da akvaryumun sakinleri arasında.
Bitkilere gelince, bu doğal dengenin içinde ayakta kalanlar tilki kuyruğu, çınar, mini anubias ve adını hatırlayamadığım başka bir anubias benzeri bitki oldu. Su yüzeyinde ise su mercimekleri katmanlar oluşturarak büyük bir biyokitleye dönüştü.
Bakım konusuna gelince, bu sistem klasik akvaryumculuğun görüştüğü sürekli filtreleme, su değişimleri ve yoğun yemlemeye dayalı yaklaşımdan oldukça farklı işledi:
1 Yıl Boyunca;
* 1 kez filtre temizliği yapıldı, o da tıkandığı için. Sonrasında filtre iptal edildi ama süngeri biyolojik yüzey olarak bırakıldı.
* 2 kez %25 oranında su değişimi yapıldı.
* 3 kez su mercimekleri toplandı.
* Haftada 1 veya 2 kez yemleme yapıldı.
* Buharlaşan su yerine dinlenmiş su eklendi.
Yani klasik anlamda akvaryum temizliği, su değişimi veya yoğun yemleme olmadan, sistem kendini bir şekilde döngüye soktu ve karidesler halen üremeye devam ediyor.
Bir süre hazır su kullandım ancak ekonomik sebeplerle dinlenmiş çeşme suyuna geçtim. Bunun sonucunda ilginç bir gözlem yaptım: Daha önce akvaryumda baskın olan çınar bitkisi, çeşme suyuna geçişimden sonra yerini tilki kuyruğuna bıraktı. Muhtemelen suyun içindeki minerallerin değişimi nedeniyle farklı bitkiler avantaj kazandı.
Filtre olmadan döngü nasıl sağlanıyor? Bunun temel sebeplerinden biri su mercimeğinin büyük biyokütle oluşturup fazla azotu tüketmesi ve ara ara toplandığında sistemden fazla atıkların uzaklaştırılması. Bu, klasik anlamda su değişimleriyle yapılan seyreltilmenin doğal bir alternatifi gibi işliyor.
Ek olarak, akvaryumdaki mikro ekosistem çok sayıda gözle görülemeyen canlıdan oluşuyor. Ostrakotlar, rotiferler, mikroskobik kurtlar ve planaryalar gibi canlılar, sistem içinde dengenin korunmasını sağlıyor. Az yemleme yapıldığında, bu mikrofauna kendi içinde bir rekabet oluşturuyor ve denge kuruyor. Bu da doğada olduğu gibi akvaryumda patojenlerin baskın hale gelmesini önlüyor.
Sonraki adımım ne olacak? Sistemi daha da oturttuktan sonra Endler eklemeyi planlıyorum. Ancak karides popülasyonunun en az 200 bireye ulaşmasını bekleyeceğim. Bu noktada sistemin, Endlerlerin getireceği ekstra yükte bile dengede kalabileceğini düşünüyorum.
Sonuç olarak, doğal dengeli bir akvaryumun, minimum müdahale ile de mükemmel bir şekilde işleyebildiğini deneyimlemiş oldum. Su değişimleri, filtre temizliği, çeşme suyu gibi konulara göre sistem kendini adapte etti. Akvaryum, klasik anlamda temizlenmese de, ekosistem kendi içinde bir düzen oturttu ve su mercimeği gibi unsurlar biyolojik filtre görevi gördü. Şu anki gidişat, Endler eklemek için uygun bir noktaya yaklaştığımı gösteriyor. Bakalım gelecek yılda neler değişecek?
[IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/243134/170220251511401.jpg[/IMG]
1 Yıllık Akvaryum Güncellemesi: Filtre Yok, Bakım Minimum, Yaşam Maksimum
Başlangıçta sadece 6-7 kiraz karidesiyle başlayan akvaryumum, 1 yıl içinde 100'den fazla bireye ulaşan bir karides topluluğuna dönüştü. Bunun yanı sıra, bladder snail, sayısız ostrakot kolonisi, ara sıra görülen hydralar ve planarya benzeri solucanımsı canlılar da akvaryumun sakinleri arasında.
Bitkilere gelince, bu doğal dengenin içinde ayakta kalanlar tilki kuyruğu, çınar, mini anubias ve adını hatırlayamadığım başka bir anubias benzeri bitki oldu. Su yüzeyinde ise su mercimekleri katmanlar oluşturarak büyük bir biyokitleye dönüştü.
Bakım konusuna gelince, bu sistem klasik akvaryumculuğun görüştüğü sürekli filtreleme, su değişimleri ve yoğun yemlemeye dayalı yaklaşımdan oldukça farklı işledi:
1 Yıl Boyunca;
* 1 kez filtre temizliği yapıldı, o da tıkandığı için. Sonrasında filtre iptal edildi ama süngeri biyolojik yüzey olarak bırakıldı.
* 2 kez %25 oranında su değişimi yapıldı.
* 3 kez su mercimekleri toplandı.
* Haftada 1 veya 2 kez yemleme yapıldı.
* Buharlaşan su yerine dinlenmiş su eklendi.
Yani klasik anlamda akvaryum temizliği, su değişimi veya yoğun yemleme olmadan, sistem kendini bir şekilde döngüye soktu ve karidesler halen üremeye devam ediyor.
Bir süre hazır su kullandım ancak ekonomik sebeplerle dinlenmiş çeşme suyuna geçtim. Bunun sonucunda ilginç bir gözlem yaptım: Daha önce akvaryumda baskın olan çınar bitkisi, çeşme suyuna geçişimden sonra yerini tilki kuyruğuna bıraktı. Muhtemelen suyun içindeki minerallerin değişimi nedeniyle farklı bitkiler avantaj kazandı.
Filtre olmadan döngü nasıl sağlanıyor? Bunun temel sebeplerinden biri su mercimeğinin büyük biyokütle oluşturup fazla azotu tüketmesi ve ara ara toplandığında sistemden fazla atıkların uzaklaştırılması. Bu, klasik anlamda su değişimleriyle yapılan seyreltilmenin doğal bir alternatifi gibi işliyor.
Ek olarak, akvaryumdaki mikro ekosistem çok sayıda gözle görülemeyen canlıdan oluşuyor. Ostrakotlar, rotiferler, mikroskobik kurtlar ve planaryalar gibi canlılar, sistem içinde dengenin korunmasını sağlıyor. Az yemleme yapıldığında, bu mikrofauna kendi içinde bir rekabet oluşturuyor ve denge kuruyor. Bu da doğada olduğu gibi akvaryumda patojenlerin baskın hale gelmesini önlüyor.
Sonraki adımım ne olacak? Sistemi daha da oturttuktan sonra Endler eklemeyi planlıyorum. Ancak karides popülasyonunun en az 200 bireye ulaşmasını bekleyeceğim. Bu noktada sistemin, Endlerlerin getireceği ekstra yükte bile dengede kalabileceğini düşünüyorum.
Sonuç olarak, doğal dengeli bir akvaryumun, minimum müdahale ile de mükemmel bir şekilde işleyebildiğini deneyimlemiş oldum. Su değişimleri, filtre temizliği, çeşme suyu gibi konulara göre sistem kendini adapte etti. Akvaryum, klasik anlamda temizlenmese de, ekosistem kendi içinde bir düzen oturttu ve su mercimeği gibi unsurlar biyolojik filtre görevi gördü. Şu anki gidişat, Endler eklemek için uygun bir noktaya yaklaştığımı gösteriyor. Bakalım gelecek yılda neler değişecek?
Father Fish Yöntemiyle 50x30x30
[QUOTE=Laterthanbefore]Çoğu akvaryum bitkisine nispeten kalın köklere sahip bitkinin adı nedir acaba?[/QUOTE]
İyi günler,
Water wisteria (Çınar)'dır.
Saygılarımla
[QUOTE=Laterthanbefore]Çoğu akvaryum bitkisine nispeten kalın köklere sahip bitkinin adı nedir acaba?[/QUOTE]
İyi günler,
Water wisteria (Çınar)'dır.
Saygılarımla
Father Fish Yöntemiyle 50x30x30
Doğal bir akvaryumda sistemin işleyişi, gözle görülmeyen ama etkisi büyük bir mikro yaşamın varlığına dayanır. Bu mikrofauna, bakterilerden rotiferlere ve protozoalara kadar pek çok organizmayı kapsar. Mesela, bir akvaryumda ölen bir canlının tamamen yok olmasını sağlayan şey, bu mikroskobik canlıların durmaksızın çalışmasıdır. Çürüme başladığında bakteriler devreye girer, organik maddeyi ayrıştırır ve bu süreçle oluşan besinler, diğer mikroorganizmalara ve nihayetinde bitkilere kadar ulaşır. Bu döngü o kadar doğal bir şekilde işler ki, sadece izleyerek bile bu sistemin güzelliğini fark edebilirsiniz.
Yemlemeyi az yapmak, bu mikrofaunanın besin döngüsünü destekler. Su piresi veya planarya gibi daha büyük görülebilir organizmaların yanı sıra, mikroskobik seviyedeki canlılar da tankın sağlığını korur. Bu organizmalar arasında rekabet, kaynakların dengelenmesini sağlar ve zararlı patojenlerin kontrol altında tutulmasına yardımcı olur. Müdahale edilmeyen bir sistemin "görünmeyen elleri" diyebiliriz buna.
Suyun değişimi konusuna gelince; buharlaşan su yalnızca saf sudur. Ancak tankta çözünmüş mineraller ve diğer bileşenler birikmeye devam eder. Çeşme suyunda kalsiyum, magnezyum gibi sertlik sağlayan mineraller bulunabilirken, bazen eser miktarda ağır metaller ve klor da olabilir. Hazır suların ise mineral içeriği genelde düşüktür ama tamamen saf değildir. Bu yüzden, su değişimi yaparak akvaryumdaki birikimi seyreltebilir ve sağlıklı bir ortamı koruyabilirsiniz.
Doğal bir akvaryumun güzelliği, mükemmel bir görüntü yaratmasında değil, kendi içindeki döngülerin sorunsuz çalışmasındadır. Her yaprağın çürümesi, her ölen canlının yeni bir yaşam döngüsüne katılması, aslında bu sistemin birer parçası. Bu düzeni anlamak ve ona şahit olmak, doğadan ilham alan bir hobinin gerçek zevki değil midir?
Doğa zaten mükemmel değildir; ama her şey olması gerektiği gibidir. İhtiyacımız olan şey, doğanın tasarımıyla uyum içinde bir sistem kurmak ve onun kendi ritmini izlemesine izin vermektir. En basit haliyle, işte asıl “zevk” burada gizlidir. 😊
Doğal bir akvaryumda sistemin işleyişi, gözle görülmeyen ama etkisi büyük bir mikro yaşamın varlığına dayanır. Bu mikrofauna, bakterilerden rotiferlere ve protozoalara kadar pek çok organizmayı kapsar. Mesela, bir akvaryumda ölen bir canlının tamamen yok olmasını sağlayan şey, bu mikroskobik canlıların durmaksızın çalışmasıdır. Çürüme başladığında bakteriler devreye girer, organik maddeyi ayrıştırır ve bu süreçle oluşan besinler, diğer mikroorganizmalara ve nihayetinde bitkilere kadar ulaşır. Bu döngü o kadar doğal bir şekilde işler ki, sadece izleyerek bile bu sistemin güzelliğini fark edebilirsiniz.
Yemlemeyi az yapmak, bu mikrofaunanın besin döngüsünü destekler. Su piresi veya planarya gibi daha büyük görülebilir organizmaların yanı sıra, mikroskobik seviyedeki canlılar da tankın sağlığını korur. Bu organizmalar arasında rekabet, kaynakların dengelenmesini sağlar ve zararlı patojenlerin kontrol altında tutulmasına yardımcı olur. Müdahale edilmeyen bir sistemin "görünmeyen elleri" diyebiliriz buna.
Suyun değişimi konusuna gelince; buharlaşan su yalnızca saf sudur. Ancak tankta çözünmüş mineraller ve diğer bileşenler birikmeye devam eder. Çeşme suyunda kalsiyum, magnezyum gibi sertlik sağlayan mineraller bulunabilirken, bazen eser miktarda ağır metaller ve klor da olabilir. Hazır suların ise mineral içeriği genelde düşüktür ama tamamen saf değildir. Bu yüzden, su değişimi yaparak akvaryumdaki birikimi seyreltebilir ve sağlıklı bir ortamı koruyabilirsiniz.
Doğal bir akvaryumun güzelliği, mükemmel bir görüntü yaratmasında değil, kendi içindeki döngülerin sorunsuz çalışmasındadır. Her yaprağın çürümesi, her ölen canlının yeni bir yaşam döngüsüne katılması, aslında bu sistemin birer parçası. Bu düzeni anlamak ve ona şahit olmak, doğadan ilham alan bir hobinin gerçek zevki değil midir?
Doğa zaten mükemmel değildir; ama her şey olması gerektiği gibidir. İhtiyacımız olan şey, doğanın tasarımıyla uyum içinde bir sistem kurmak ve onun kendi ritmini izlemesine izin vermektir. En basit haliyle, işte asıl “zevk” burada gizlidir. 😊
Father Fish Yöntemiyle 50x30x30
Tatlı Su Akvaryumlarının Doğal Yolu: Father Fish Yönteminin Sade Güzelliği
Bazı kişiler, Father Fish yöntemine "Ama bu çok da doğru değil!" diye itiraz ediyorlar. Neymiş, akvaryum tabanının doğal bırakılmasıymış, yemlemenin haftada bir yapılmasıymış, yosun önleyiciler ve gübrelerin kullanılmamasıymış… Yani bu kadar basit bir yöntem, onların mükemmel düzenlerini alt üst ediyor diye biraz alınmışlar. Ama kabul edelim, her gün su testleri yapmamak, akvaryuma kimyasal madde eklemek zorunda kalmamak ve balıkları "Bugün ne yedirsem?" diye strese sokmamak kulağa kötü bir şey gibi gelmiyor, değil mi?
Şimdi, gelin biraz dürüst olalım: Tatlı su akvaryumlarındaki bu "kusursuz düzen" dediğimiz şey, aslında doğada hiç yok. Doğanın ortasında durup "Şu manzara, tam bir aquascaping harikası olmuş!" dediğinizi hayal edin. Evet, komik olurdu. Tatlı su ekosistemleri doğaldır, evet, ama kusursuz değildir. Amazon’un bulanık suları, İskodra Gölü’nün çamur birikintileri ya da bir orman göletindeki yapraklarla kaplı su tabanı, hiçbir akvaryum dergisinde "Ayın akvaryumu" seçilmezdi. Ama bu ekosistemler, tam da bu düzensizlikleriyle güzeldir.
Bazı tatlı su akvaryumları ise kendini Kızıldeniz’in bir köşesi zannediyor. Yosun yok, su kristal berraklığında, her bitki milimetrik hizaya dizilmiş. Balıklar neredeyse simetrik bir koreografiyle yüzüyor. Bu manzaraya bakınca, "Doğa mı, yoksa insan eliyle düzenlenmiş bir gösteri mi?" diye düşünmeden edemiyor insan. Evet, çok etkileyici görünüyor, ama bu görüntüyü korumak için saatlerce uğraşıp onlarca kimyasal eklemeniz gerekiyor. Bir yandan da akvaryumda yaşayan canlılara "Biz aslında doğal bir ortamdayız" masalını anlatıyorsunuz.
İnsanlar doğal bir şey görmek için Amazon Nehri’ne, İskodra Gölü’ne gidiyor. Buralar için dünya kadar para ödüyorlar. Ama gidince ne görüyorlar? Bulanık su, yosunlu taşlar ve düzensizlik. Hiç kimse bir gölün kenarında durup, “Ah, şu suyun üstünde bir lilyum eksik, taşların biraz daha düzgün olması lazım, yosunları da kazımamız gerek,” demiyor. Çünkü doğal olan bu. Ama ne hikmetse akvaryumda aynı şeyi gördüğümüzde "Bunu düzeltmemiz lazım" diye düşünüyoruz.
Bir de işin sektör kısmı var. Sanat eseri gibi görünen akvaryumlar, aslında sektörde yaratılan "ideal" algının bir parçası. Marketten aldığımız mükemmel görünümlü domatesler gibi… Her biri aynı boyda, aynı parlaklıkta ve aynı yuvarlaklıkta. Ama bunların altında hibrit tohumlar, seralar ve kimyasal desteklerle yapılan tarım yatıyor. Akvaryum sektöründe de durum aynı. Sanat eserini aratmayacak güzellikteki akvaryumlar için sürekli yeni ekipmanlar, gübreler, yosun önleyiciler ve daha birçok ürün satılıyor. Yani bu mükemmel görüntülerin arkasında, sektöre para kazandıran bir dev var.
Benim bu yazıları yazma sebebim tam da burada yatıyor. Akvaryumculuk aslında zor bir hobi değil. Belki de bir hobi bile değil, çünkü doğanın kendi işleyişine güvenmek dışında bir şey yapmanıza gerek yok. Ama yeni başlayanlara bu iş öyle karmaşık bir şekilde sunuluyor ki, insanlar kendilerini sürekli su değişimleri, gübreler, hastalıklarla uğraştıkları bir girdabın içinde buluyor. Üstelik bu döngüde hem mutsuz oluyorlar hem de sektöre para kaptırıyorlar.
Evet, Father Fish yöntemi belki "mükemmel" değil. Ama doğal, sade ve canlıların huzur içinde yaşayabileceği bir ortam yaratıyor. Üstelik size her hafta su değiştirip, testler yapıp, kimyasallarla uğraşma stresi yaşatmıyor. Doğa zaten kaotik bir uyum içinde ve biz de bunu olduğu gibi kabul edersek, bu hobi gerçekten keyifli bir hal alıyor. Kızıldeniz'in ihtişamı tatlı sulardan çok uzakta; akvaryumlarımızı da bunu hatırlayarak kurmak gerek. 😊
[IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/243134/271120241246021.jpg[/IMG][IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/243134/271120241246031.jpg[/IMG][IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/243134/271120241246051.jpg[/IMG][IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/243134/271120241246061.jpg[/IMG][IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/243134/271120241246071.jpg[/IMG][IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/243134/271120241246091.jpg[/IMG][IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/243134/271120241246101.jpg[/IMG][IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/243134/271120241246121.jpg[/IMG]
Tatlı Su Akvaryumlarının Doğal Yolu: Father Fish Yönteminin Sade Güzelliği
Bazı kişiler, Father Fish yöntemine "Ama bu çok da doğru değil!" diye itiraz ediyorlar. Neymiş, akvaryum tabanının doğal bırakılmasıymış, yemlemenin haftada bir yapılmasıymış, yosun önleyiciler ve gübrelerin kullanılmamasıymış… Yani bu kadar basit bir yöntem, onların mükemmel düzenlerini alt üst ediyor diye biraz alınmışlar. Ama kabul edelim, her gün su testleri yapmamak, akvaryuma kimyasal madde eklemek zorunda kalmamak ve balıkları "Bugün ne yedirsem?" diye strese sokmamak kulağa kötü bir şey gibi gelmiyor, değil mi?
Şimdi, gelin biraz dürüst olalım: Tatlı su akvaryumlarındaki bu "kusursuz düzen" dediğimiz şey, aslında doğada hiç yok. Doğanın ortasında durup "Şu manzara, tam bir aquascaping harikası olmuş!" dediğinizi hayal edin. Evet, komik olurdu. Tatlı su ekosistemleri doğaldır, evet, ama kusursuz değildir. Amazon’un bulanık suları, İskodra Gölü’nün çamur birikintileri ya da bir orman göletindeki yapraklarla kaplı su tabanı, hiçbir akvaryum dergisinde "Ayın akvaryumu" seçilmezdi. Ama bu ekosistemler, tam da bu düzensizlikleriyle güzeldir.
Bazı tatlı su akvaryumları ise kendini Kızıldeniz’in bir köşesi zannediyor. Yosun yok, su kristal berraklığında, her bitki milimetrik hizaya dizilmiş. Balıklar neredeyse simetrik bir koreografiyle yüzüyor. Bu manzaraya bakınca, "Doğa mı, yoksa insan eliyle düzenlenmiş bir gösteri mi?" diye düşünmeden edemiyor insan. Evet, çok etkileyici görünüyor, ama bu görüntüyü korumak için saatlerce uğraşıp onlarca kimyasal eklemeniz gerekiyor. Bir yandan da akvaryumda yaşayan canlılara "Biz aslında doğal bir ortamdayız" masalını anlatıyorsunuz.
İnsanlar doğal bir şey görmek için Amazon Nehri’ne, İskodra Gölü’ne gidiyor. Buralar için dünya kadar para ödüyorlar. Ama gidince ne görüyorlar? Bulanık su, yosunlu taşlar ve düzensizlik. Hiç kimse bir gölün kenarında durup, “Ah, şu suyun üstünde bir lilyum eksik, taşların biraz daha düzgün olması lazım, yosunları da kazımamız gerek,” demiyor. Çünkü doğal olan bu. Ama ne hikmetse akvaryumda aynı şeyi gördüğümüzde "Bunu düzeltmemiz lazım" diye düşünüyoruz.
Bir de işin sektör kısmı var. Sanat eseri gibi görünen akvaryumlar, aslında sektörde yaratılan "ideal" algının bir parçası. Marketten aldığımız mükemmel görünümlü domatesler gibi… Her biri aynı boyda, aynı parlaklıkta ve aynı yuvarlaklıkta. Ama bunların altında hibrit tohumlar, seralar ve kimyasal desteklerle yapılan tarım yatıyor. Akvaryum sektöründe de durum aynı. Sanat eserini aratmayacak güzellikteki akvaryumlar için sürekli yeni ekipmanlar, gübreler, yosun önleyiciler ve daha birçok ürün satılıyor. Yani bu mükemmel görüntülerin arkasında, sektöre para kazandıran bir dev var.
Benim bu yazıları yazma sebebim tam da burada yatıyor. Akvaryumculuk aslında zor bir hobi değil. Belki de bir hobi bile değil, çünkü doğanın kendi işleyişine güvenmek dışında bir şey yapmanıza gerek yok. Ama yeni başlayanlara bu iş öyle karmaşık bir şekilde sunuluyor ki, insanlar kendilerini sürekli su değişimleri, gübreler, hastalıklarla uğraştıkları bir girdabın içinde buluyor. Üstelik bu döngüde hem mutsuz oluyorlar hem de sektöre para kaptırıyorlar.
Evet, Father Fish yöntemi belki "mükemmel" değil. Ama doğal, sade ve canlıların huzur içinde yaşayabileceği bir ortam yaratıyor. Üstelik size her hafta su değiştirip, testler yapıp, kimyasallarla uğraşma stresi yaşatmıyor. Doğa zaten kaotik bir uyum içinde ve biz de bunu olduğu gibi kabul edersek, bu hobi gerçekten keyifli bir hal alıyor. Kızıldeniz'in ihtişamı tatlı sulardan çok uzakta; akvaryumlarımızı da bunu hatırlayarak kurmak gerek. 😊
[IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/243134/271120241246021.jpg[/IMG][IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/243134/271120241246031.jpg[/IMG][IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/243134/271120241246051.jpg[/IMG][IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/243134/271120241246061.jpg[/IMG][IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/243134/271120241246071.jpg[/IMG][IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/243134/271120241246091.jpg[/IMG][IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/243134/271120241246101.jpg[/IMG][IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/243134/271120241246121.jpg[/IMG]
Father Fish Yöntemiyle 50x30x30
Father Fish yöntemi, akvaryum hobisinde doğallığı ve dengeyi merkeze alan bir yaklaşımı temsil eder. Bu yöntem, tatlı su ekosistemlerinin doğal döngülerine mümkün olan en yakın deneyimi sunmayı hedefler. Tatlı su ırmaklarının ve göllerinin görüntüsünü bir akvaryuma taşırken, doğal yaşam alanlarındaki kaotik düzenin uyumunu gözler önüne serer.
Doğadaki ırmaklar ve göller, berraklık ve estetik açıdan genellikle mükemmel olmasa da, her şeyin birbiriyle ahenk içinde olduğu, kendine has bir kusursuzluk sunar. Father Fish yöntemi, zengin besin içeriğine sahip kum tabanları ve doğal bitki örtüsü ile bu dengeyi taklit eder. Akvaryum tabanı, tıpkı doğada olduğu gibi, bitkilerin köklenmesi ve mikroorganizmaların yaşam alanı bulması için bir yuva görevi görür. Böylece balıklar, doğal bir ortamda olduğu gibi kendilerini rahat ve güvende hisseder.
Aquascaping, kuşkusuz göz alıcıdır. Bir tablo gibi kusursuz kompozisyonlar yaratır ve bazen neredeyse bir sanat eseri niteliğindedir. Ancak bu berrak ve minimalist tasarımlar, doğanın gerçek yüzünden uzaktır. Tatlı su ekosistemlerinde böyle bir düzen nadiren bulunur; doğa daha çok kaotik bir harmoni sunar. Hatta aquascaping’deki bu estetik mükemmeliyet, doğanın spontane kusursuzluğunu yansıtmaktan çok, bir tasarımcının hayal gücünü yansıtır.
''Kusursuz'' görünen bir akvaryumu sürdürebilmek, sürekli müdahale gerektirir. Su parametrelerini ideal seviyede tutmak için kimyasallar, yosun önleyiciler ve yapay gübreler kullanılır. Ancak bu kimyasalların etkileri, sadece balıklara değil, aynı zamanda suyun ekosisteminde yaşayan mikro ve makro faunaya da zarar verir. Örneğin, kimyasal yosun önleyiciler, akvaryumdaki faydalı mikroorganizmaları yok ederek ekosistemin dengesini bozabilir. Bu durum, daha fazla müdahale ihtiyacını doğurarak bir kısır döngü yaratır.
Father Fish yönteminde ise bu tür müdahalelere gerek kalmaz. Zengin ve doğal bir kum tabanı, hem bitkiler için gerekli besinleri sağlar hem de atıkların doğal olarak parçalanmasına yardımcı olur. Akvaryum, dışarıdan gelen katkılar yerine kendi ekosistem döngüsüyle dengede kalır. Örneğin, bir Father Fish akvaryumunda, bitkiler yosunların büyümesini baskılar, suyun berrak kalmasına yardımcı olur ve canlıların doğal davranışlarını sergilemesi için ideal bir ortam yaratır.
Aquascaping estetiği ve suyu kristal berraklığında tutmak için, farklı kimyasallar, katkılar, aktif karbon vs eklenmek zorundadır. Ancak ne zaman ki doğal bir düzen kurmaya karar verdim ve müdahaleleri asgariye indirdim, akvaryumumun çok daha sağlıklı ve uzun ömürlü olduğunu fark ettim. Canlılar, kimyasalların olmadığı bir ortamda daha aktif hale geldi, bitkiler doğal hızıyla büyüdü ve sistem kendi içinde bir denge oluşturdu. Su değişimine bile gerek kalmadı.
Bu yöntem bir ekosistem kurucusu olma rolünü üstlenmenizi sağlar. Bu yöntemle akvaryumunuz, izleyicisine “Doğanın bir parçasıyım” hissini verir. Bu yaklaşımda, doğadaki gibi hafif bir bulanıklık ya da taban üzerinde birikmiş yaprak kalıntıları, müdahale gerektiren kusurlar değil, ekosistemin doğal bir parçası olarak görülür.
Sonuç olarak, doğallığı esas alan bir akvaryum hem estetik açıdan büyüleyici olabilir hem de doğanın kaotik düzenini taklit eden sürdürülebilir bir yaşam alanı sunar. Kusursuzluğu ararken doğanın kusursuz uyumunu gözden kaçırmamak, hobinin en büyük ödülüdür.
Father Fish yöntemi, akvaryum hobisinde doğallığı ve dengeyi merkeze alan bir yaklaşımı temsil eder. Bu yöntem, tatlı su ekosistemlerinin doğal döngülerine mümkün olan en yakın deneyimi sunmayı hedefler. Tatlı su ırmaklarının ve göllerinin görüntüsünü bir akvaryuma taşırken, doğal yaşam alanlarındaki kaotik düzenin uyumunu gözler önüne serer.
Doğadaki ırmaklar ve göller, berraklık ve estetik açıdan genellikle mükemmel olmasa da, her şeyin birbiriyle ahenk içinde olduğu, kendine has bir kusursuzluk sunar. Father Fish yöntemi, zengin besin içeriğine sahip kum tabanları ve doğal bitki örtüsü ile bu dengeyi taklit eder. Akvaryum tabanı, tıpkı doğada olduğu gibi, bitkilerin köklenmesi ve mikroorganizmaların yaşam alanı bulması için bir yuva görevi görür. Böylece balıklar, doğal bir ortamda olduğu gibi kendilerini rahat ve güvende hisseder.
Aquascaping, kuşkusuz göz alıcıdır. Bir tablo gibi kusursuz kompozisyonlar yaratır ve bazen neredeyse bir sanat eseri niteliğindedir. Ancak bu berrak ve minimalist tasarımlar, doğanın gerçek yüzünden uzaktır. Tatlı su ekosistemlerinde böyle bir düzen nadiren bulunur; doğa daha çok kaotik bir harmoni sunar. Hatta aquascaping’deki bu estetik mükemmeliyet, doğanın spontane kusursuzluğunu yansıtmaktan çok, bir tasarımcının hayal gücünü yansıtır.
''Kusursuz'' görünen bir akvaryumu sürdürebilmek, sürekli müdahale gerektirir. Su parametrelerini ideal seviyede tutmak için kimyasallar, yosun önleyiciler ve yapay gübreler kullanılır. Ancak bu kimyasalların etkileri, sadece balıklara değil, aynı zamanda suyun ekosisteminde yaşayan mikro ve makro faunaya da zarar verir. Örneğin, kimyasal yosun önleyiciler, akvaryumdaki faydalı mikroorganizmaları yok ederek ekosistemin dengesini bozabilir. Bu durum, daha fazla müdahale ihtiyacını doğurarak bir kısır döngü yaratır.
Father Fish yönteminde ise bu tür müdahalelere gerek kalmaz. Zengin ve doğal bir kum tabanı, hem bitkiler için gerekli besinleri sağlar hem de atıkların doğal olarak parçalanmasına yardımcı olur. Akvaryum, dışarıdan gelen katkılar yerine kendi ekosistem döngüsüyle dengede kalır. Örneğin, bir Father Fish akvaryumunda, bitkiler yosunların büyümesini baskılar, suyun berrak kalmasına yardımcı olur ve canlıların doğal davranışlarını sergilemesi için ideal bir ortam yaratır.
Aquascaping estetiği ve suyu kristal berraklığında tutmak için, farklı kimyasallar, katkılar, aktif karbon vs eklenmek zorundadır. Ancak ne zaman ki doğal bir düzen kurmaya karar verdim ve müdahaleleri asgariye indirdim, akvaryumumun çok daha sağlıklı ve uzun ömürlü olduğunu fark ettim. Canlılar, kimyasalların olmadığı bir ortamda daha aktif hale geldi, bitkiler doğal hızıyla büyüdü ve sistem kendi içinde bir denge oluşturdu. Su değişimine bile gerek kalmadı.
Bu yöntem bir ekosistem kurucusu olma rolünü üstlenmenizi sağlar. Bu yöntemle akvaryumunuz, izleyicisine “Doğanın bir parçasıyım” hissini verir. Bu yaklaşımda, doğadaki gibi hafif bir bulanıklık ya da taban üzerinde birikmiş yaprak kalıntıları, müdahale gerektiren kusurlar değil, ekosistemin doğal bir parçası olarak görülür.
Sonuç olarak, doğallığı esas alan bir akvaryum hem estetik açıdan büyüleyici olabilir hem de doğanın kaotik düzenini taklit eden sürdürülebilir bir yaşam alanı sunar. Kusursuzluğu ararken doğanın kusursuz uyumunu gözden kaçırmamak, hobinin en büyük ödülüdür.
Father Fish Yöntemiyle 50x30x30
[K]Katkılar:[/K][U][/U]
Orkide toprağı
İnek gübresi
Gübresiz bahçe toprağı
Kemik unu
Kan unu
Kalsiyum klorür
Kalsiyum florür
Demir oksit
Lime (Kireç)
Sodyum bikarbonat
Osmocote (yavaş salınımlı gübre)
Diatom toprağı
Epsom tuzu
Ancak, bunların çok az bir kısmını temin edebildim. Sadece biraz sıvı hümik asit ve sıvı gübre kullandım. Bu yöntemde katkılar yalnızca kurulum aşamasında kullanılır; sistem çalışmaya başladıktan sonra ise hiçbir şekilde düzenli ya da sürekli olarak eklenmez.
Bu sistemde en büyük çaba başlangıçta harcanır. Kurulum tamamlandıktan sonra sisteme müdahale edilmez.
En çok hoşuma giden yönü, minimum para ve çabayla kuralları ve sürecin tamamen doğanın yönetimine bırakıldığı bir sistem olmasıdır.[EDIT]hounddog,2024-11-21 14:59:40[/EDIT]
[K]Katkılar:[/K][U][/U]
Orkide toprağı
İnek gübresi
Gübresiz bahçe toprağı
Kemik unu
Kan unu
Kalsiyum klorür
Kalsiyum florür
Demir oksit
Lime (Kireç)
Sodyum bikarbonat
Osmocote (yavaş salınımlı gübre)
Diatom toprağı
Epsom tuzu
Ancak, bunların çok az bir kısmını temin edebildim. Sadece biraz sıvı hümik asit ve sıvı gübre kullandım. Bu yöntemde katkılar yalnızca kurulum aşamasında kullanılır; sistem çalışmaya başladıktan sonra ise hiçbir şekilde düzenli ya da sürekli olarak eklenmez.
Bu sistemde en büyük çaba başlangıçta harcanır. Kurulum tamamlandıktan sonra sisteme müdahale edilmez.
En çok hoşuma giden yönü, minimum para ve çabayla kuralları ve sürecin tamamen doğanın yönetimine bırakıldığı bir sistem olmasıdır.[EDIT]hounddog,2024-11-21 14:59:40[/EDIT]
SON MESAJLAR
- Kiraz Karides Fatihsm, 01:42
Omurgasızlar - Dıy - Akvaryum Aydınlatması Hakkında Bilgi Minics, 01:39
Yeni Üye Forumu - Balkondaki Pondum Çok Isınıyor. GhostKoi, 01:09
Bitki Akvaryumları Genel - Akvaryum Köşesi Kırıldı Berattkt0, 22:22
Yeni Üye Forumu - Kerevit Bakımı Nasıldır Ve Almalımıyım Durustyilan, 22:11
Yeni Üye Forumu - Ternapi Medaka Pondları ternapi, 20:18
Akvaryum Tanıtımı - Leonardit Zeminli Akvaryum Kurulumu Belisarius, 19:14
Akvaryum Tanıtımı - 30lt Akvaryumum İçin Tavsiye [resimli] ugurbaran, 17:42
Akvaryum ve Tür Tavsiyesi - Lapistes Önerisi ugurbaran, 17:33
Akvaryum ve Tür Tavsiyesi - Dajana Artemiayı Çıkartamıyorum ternapi, 16:52
Malzemeler ve Yemler Forumu - 🧿 En Güzel Fotoğraflarınızı Gösterin hakanmorcicek, 15:49
Akvaryum ve Su Altı Fotoğrafçılığı - Red Mangrove (rhizophora Mangle) Numenor, 14:05
Akvaryum Tanıtımı - Yeni Tetra Akvaryumum Betta_King, 09:53
Akvaryum Tanıtımı - 30x20x20 İnci Kefali, 09:48
Akvaryum Tanıtımı - Yem Önerisi MelihSvS, 01:57
Sazansıgiller - Powerled Pcb osman100a, 23:54
Yeni Üye Forumu - 60x40x40 Walstad Akvaryum Ve Kurulum Süreci syerli, 23:48
Akvaryum Tanıtımı - Ternapi Küçük Bir Su Birikintisi ternapi, 21:28
Akvaryum Tanıtımı - Safkan Velifera aXarayli, 19:00
Canlı Doğuranlar Tanıtımı - Yeni Tetra Tanki Ozmoziz, 18:56
Yeni Üye Forumu - Kaplan Kuhli Nin Oase Soil İle Uyumu Ozmoziz, 18:46
Sazansıgiller - Kılıçkuyruk Cinsiyet Belirleme Syrond, 15:38
Yeni Üye Forumu - Bu Dolap Uygulamasında Satılan Sfapuanin Armürleri Sfenks111, 15:26
Bitki Akvaryumları Genel - Filtre İçin Fikir Betta_King, 14:50
Yeni Üye Forumu - Yeni Akvaryumum İçin Öneriler İnci Kefali, 07:55
Yeni Üye Forumu - Elma Salyangozu Ters Durma twthyss, 02:56
Yeni Üye Forumu - Oscar Astronot Büyütme Kaan Dabakbaşı, 00:26
Güney Amerikan Cichlidleri - 160x60x60 Akvaryumum Tata, 23:16
Akvaryum Tanıtımı - Orta Amerika'ya Dönüş Frkn, 21:04
Akvaryum Tanıtımı - Aldığım Karideslerin Renklerini Neden Farklı? mutlubaba, 18:25
Cinsiyet ve Tür Belirleme - Fluval Flex 57litrede Neon Tetra/lepistes Samett34, 18:24
Yeni Üye Forumu - 40x40x40 BASARSURMEGOZ, 10:45
Akvaryum Tanıtımı - Leleupi Cinsiyet kocoglu, 10:32
Cinsiyet ve Tür Belirleme - Bu Balığın Cinsi Nedir Hamza3737, 00:55
Yeni Üye Forumu - Anubias Yosun Sorunu MCY4, 00:04
Bitki Türleri ve Bakımı - 110 Litre Japon Akvaryumu alikiranbaskesen, 23:55
Akvaryum Tanıtımı - 1,5 Yıllık Walstad Tecrübeleri Kaangzkr, 23:23
Akvaryum Tanıtımı - Beta Damızlık Ygghjh, 22:36
Yeni Üye Forumu - Tanganyika Biyotop Denemesi kocoglu, 17:42
Akvaryum Tanıtımı - Akvaryum Camında Çizik Can78, 16:12
Akvaryum ve Tür Tavsiyesi - Ramirezi Cinsiyeti Belirleme darkaura, 14:39
Cinsiyet ve Tür Belirleme - Sumbu Shell Cinsiyetleri? Neothauma, 14:05
Cinsiyet ve Tür Belirleme - Yeni Kurulum aqualife1995, 12:16
Yeni Üye Forumu - 25cm Küp Aydınlatma Belisarius, 10:50
Işık CO2 ve Ekipmanlar - Lepistes Hobime Geri Döndüm Öneriler Taha⚡, 18:26
Yeni Üye Forumu - Akvaryum Neden Böyle Oluyor Kahverengi Heryer Frkn, 15:44
Yeni Üye Forumu - Yem Markası Kurmak Rafayel, 13:06
Akvaryum Dünyasından Haberler - Basit Akvaryum Tasarımının 100 Günü Aguamentist, 11:34
Akvaryum Tasarımı ve Dekorasyonu - Aguamentist Youtube Video Tanıtımları Aguamentist, 11:33
Akvaryum Dünyasından Haberler - Tuz Çözeltisine Lepistes Düştü Sfenks111, 11:18
Hastalıklar ve İlaçlar
GÜNCEL 100 TANITIM
SON İLANLAR
- Satılık Mobilyalı Akvaryum Ve Full Set 35 Küp Aporetti 03:52
- Genç Damızlık Süper Red Shortfin ( Tülden Doğma ) SinanBulut 01:56
- L144 Longfin & Düz L144 & Siyah Cüce Vatoz SeaWorld 01:47
- Yavru Exsullar... onuribrahim 01:41
- Bitkili Akvaryum Balıkları emreemin 01:07
- Bitki Çeşitleri emreemin 01:07
- Bitki Gübre Seti Satış Ve Destek emreemin 01:07
- Armatür Powerled Ölçülerinize Göre Destek Verilir emreemin 01:07
- Apistogramma Abacaxis Çift apistoman 00:42
- 30x30x30 Ultra Clear Kurulu Sistem Akvaryum apistoman 00:42
- A+ Kalite Akvaryum Seti apistoman 00:42
- Şelaleli Özel Yapım Aksan Akvaryum (büyük) YagmurCeren 23:16
- Mikrofex-grindal-mikrokurt-sirkekurdu-izya Tubifex tuncaysargin 22:37
- Su Mercimeği, Moss oguzozt 22:16
- 🐬˚˖𓍢✨໋ 🐋✧˚koleksiyonluk Bitkiler˚˖🐬˚✨໋ 🐋✧˚.🐟 hasancn 21:53
- Crystal Red Shrimp (crs) M510 21:07
- Sıfır İthal Filtreler ootkn 21:05
- Su Soğutucu Cihazı Probu İle ootkn 21:05
- Eheim, Dophin, Sera Vb. Çeşitli Malzemeler BadgeR 21:02
- Chihiros Rgb Vivid 2 Mini Shade Arıyorum BadgeR 21:02
- Anentome Helena (katil Salyangoz) Arıyorum BadgeR 21:02
- Similis-brevis-speciosus-sumbu-kissi-leleupi erdo_bg 20:42
- Chihiros Heater Pro Ve Chihiros Selenoid Co2 Regül Giftsy 20:26
- Salifert - Potassium Reef Test Kit Giftsy 20:26
- Damızlık Maulana Ve Blue Neon Cigled ( Usisya ) serdar131977 20:20
- Bolbitis Heudelotii, Trident Fern metsi 20:00
- Akvaryum 30*30 metsi 20:00
- Mobilyalı Akvaryum Ve Malzemeler Ciyus 19:45
- Bitki Kumu Karışık Takasa Uygun ozgurnez 19:44
- Metal Snakeskin Dark Blue Tail mert0310 19:24
- Apistogramma Türleri AtlasPoyraz 18:56
- Aktif Toprak Filtre Isıtıcı AtlasPoyraz 18:55
- Montecarlo-helferi-rotala Sayhadrica-red-green UraL 17:53
- Dalga Motoru zkzhaydar 17:41
- Su Piresi Kültürü, Artemia Kültürü ternapi 16:34
- Uygun Yerli Üretim Ivanacara Bimaculata Yavruları flanormimar 16:28
- Uygun Yerli Üretim Sağlıklı Silver Melek Yavruları flanormimar 16:28
- Çeşitli Malzemeler Koksal Gurkan 16:21
- Makrakanta, Blue Acara Ve Oscar Koksal Gurkan 16:20
- Crptocoryne Crispatula Var SeaWorld 16:01
- Exel , Ramshorm , Bitki CevdetSERBEST 15:16
- Su Piresi 200 - 300 Adet 100 Tl CevdetSERBEST 15:16
- Moss Teli CevdetSERBEST 15:16
- 🌿 Makro➕️ Mikro➕ Excel🌲 Akvaryum Gübreleri kilic88 15:03
- Satılık Eheim Kafa Motoru BarışSavaş 14:55
- 60-40-30 Diamond Clear Akvaryum Ve Malzemeler BarışSavaş 14:55
- Blue Electric Ramirezi 250 Tl iSMaiL_1074 14:31
- Ciklet Akvaryumunda İşinize Yarayacak Herşey Var tarikyksl 14:26
- Demasoni Yavru 2cm tarikyksl 14:26
- Cryptocoryne Crispatula Var. ''''''''''''''''balansae'''''''''''''''' DenizUlucutsoy 13:30
KULLANICILAR
- 57 Online Kullanıcı, 31 Üye
Online Kullanıcılar
sSmash,
hasancn,
Hidro Dinamik,
mehmet2626,
AtaDemircii,
zebra93042,
cheavy,
gachuafireice,
Enesarslan,
Mehmet006,
Durustyilan,
BassBoost,
burock14,
osmandbnl,
Fastclock,
a.ttalha,
ahmet_mhnds,
dreamcatcherr,
Baris124,
Qwedzal,
TolgahanA,
lotnaquascaping,
jaloreef,
iamthezeus,
Tortuga7,
123akvarist123,
Lofta,
Sufisu,
ugurbaran,
Hsrt,
CERANOXE,
ternapi,
FORUM İSTATİSTİKLERİ
- 3,797,668 Mesaj
- 408,613 Konu
- 91 Forum
- 145,128 Forum Üyesi
- 1,466 Özel Forum Üyesi
- 29 Kıdemli Akvarist
- 1,941 Dün Giriş Yapan Üye
Şu ana kadar en fazla 1365 kişi 27.03.2012 23:21 tarih ve saatinde çevrim içi oldu.
